-hasretle yazıyorum seni

Görsel

Harika bir gün. Yeni kararlar, yeni umutlar; her şey öyle yepyeni ki ne yapacağımı, nereden başlayacağıma dair bir afallamam söz konusu işin aslı. Evimden çok uzaklarda, kafamı dinleyebileceğim harika bir yerdeyim anne. Evet burada kendini kanıtlamak isteyen, kötü niyetli insanlar yok. Burası güzel yer. Burada seni yalansız dolansız anıyoruz. Acımı bile doyasıya yaşayabiliyorum. Evet, kan çanağı gözlerimle burada o kadar güzel ve iyiyim ki; tarifi imkansız olabilir. Ağlıyorum ve yalnız değilim bu defa. Biliyorum anne; bu gece rüyamda seni görmeyeceğim. Biliyorsun burada yalnız değilim.

Seni seviyorum.
Kızın Ayşe.

Advertisements
Standard

-aneye mektup.

Görsel
Ütü masasının kenarını dikmişsin. Bir elyafla yorgan, yastık doldurmuş peluş hazırlamışsın. İki pike katlayıp dolaba yerleştirmişsin. Bu ev seninle dolup taşıyor. Dolabımın alt kısmına doldurduğum çarıklarına dokundukça içim titriyor ve sana aldığım çorabı hiç kullanmamış olman beni mahvediyor anne. Herkes burada, bu evde bir yerde seni yaşatıyor. Tabular oynanıyor, gülünüyor, çay içip sohbetler ediyoruz. Ama hepimizin aklında sen varsın o ara biliyoruz..
Hiçbir şey ölmüyor ki sen ölesin!
Seni seviyorum.
Seni özlüyorum anne..

Standard

anne sırtı

426810_317053064998900_731650450_n
Gece üstümü örterken ayaklarımı yorganın içine alırdın. Kapımı açar arada bakardın. Üstüm açıksa kapatır, ince bir şeyse kalın bir şeyle değiştirirdin. Gittiğin günden beri hastayım, öksürüyorum, burnum akıyor ve hapşuruyor olmamda cabası. Ben hiç büyümemişim bunu anladım. Çorap giymeyi unutuyorum. Kısa kolluyla dolaşıyorum ama bilinçli yapmıyorum anne. Beni hiç büyütmemişsin meğer. 10 – 13 yaşlarım arasında senden her zaman ki gibi bir bardak su istediğimde dışarıdan soluk soluğa koşarken, bana; ”artık büyüdün sen al suyunu” dışında hiç bir şey söylemedin. Hiç büyümeyeceğim anne. Beni bıraktığın yaşta sendeleyeceğim. Sana türküler söylerken, kalabalık bir arkadaş ortamında bile utanmadan ağlayacağım. Ağlatacağım insanları üzülerek. Özleyerek..

Standard

– epik

418519_353693448040133_875932616_n

13 ya da 14 yaşlarındayım. O zamanlar az gelişmiş, merkeze yürüyerek 45 dakika mesafesi olan kırsal bir kesimde ikamet ediyoruz. İnek, koyun, ve tavukların cirit attığı bir yer. Yatak döşek hastayım. Annem sürekli başımda, sürekli yanımda. Hiçbir şey yemiyor, içmiyorum. Tepeleme bir hastalık. Gribi, faranjiti bir arada geçiriyorum. Annem tedirgin ve sürekli yemek yemediğimden iyileşmeyeceğimi yineleyip duruyor. ”Ne istersin onu yapayım, onu alayım” diyor. Gayri ihtiyari ”lahmacun istiyorum anne” diyorum. Lahmacun alıyor bana, onca yolu yürüyerek..

Hiç uyuyamadığım bir gece daha geçirdim. Babam kapımın açık kalmasını istedi, arada bir gelip kapının ardından başını uzatıp bana baktı. Bir çok kez uyuyor gibi yaptım. İki gecedir diş ağrısından uyuyamaz haldeyim anne. 2 gece boyunca bana bir ağrı kesici uzatmanı o kadar çok istedim ki. Sesini duyuyorum ve yetmiyor. Bana bir ağrı kesici uzatır mısın anne? Lütfen! Ellerine dokunmak istiyorum.

Standard

– müddetsiz acı

Görsel

Babam kapıdan içeri giriyor ”hoş geldin” diyorum ona. Gözleri seni arıyor adeta. Başı eğik telaşla odasına geçiyor. Bir çırpıda üstünü değişiyor ve ”abin nerede” diyor.
-annemin standart sorusu- ”abin nerede? geldi mi eve”
”Arabası kapıda yok baba. Yorulmuş gibisin, yatağına geçmek ister misin?” diyorum. ”Olur” diyor.
Acı çeken bir babanız varsa yaşıyor olduğunuzu diretmeyin lütfen. Mesela ben ölüyorum. Babamı teselli edemiyorum. Annen öldü çığlıklarını anımsıyorum. 40 gün evveldi. Bu cümle nasıl kurulur anlamıyorum. Nasıl yemek yediğimizi, nasıl ara sıra güldüğümüzü ve nasıl oluyor da sensiz yatabiliyor olduğumuzu da bilmiyorum. Özür dilerim anne. Özür dilerim.

Standard

puzzle.

Görsel

 

Sen akıllısın. Senin daha da güzel olmanı isteyemem çünkü bundan daha fazla güzel olamazsın. Kesinlikle hayır. Sana zarar verecek bir şeyin peşinden gitmeyecek kadar akıllı. Bilhassa kâr edersin. Ki zaten, benden olmayan birileri olmasaydı tadı mı olurdu yaşamın, ayırt edip seçmenin, seni sevmenin, güzelliğine hayranlıkla bakmanın. 

– ben bu puzzle parçalarını şıppadanak birleştiriyorum.

Standard

sen hala susuyorsun

Görsel

Dostlarım bile yalnız bırakmıyor seni anne. Yığınla insan geliyor mezarının başına. Teselli ediyor insanlar, bir eli sırtımda sıvazlayıp avutmaya çalışıyorlar. Teselli etmeyin diyorum, dinlemiyor kimse beni. Latife teyze bayram ziyaretimize geliyor. Ağlaşıyoruz. Öldüğün yere gidip oturuyor, ağıt yakıyor. 7’den 70’e herkes seni konuşuyor anne. Bugün sırtını görmediğim, sesini işitmediğim 36. günün. Zincirleme kaza gibi süregelen bir durum sanki. Bu yüzden birini daha yanına gönderecekmişiz gibi. Neden ben olmayayım diyorum. Neden seni görme olasılığım varken sensiz yaşayayım..

Saçmalıyorum.

Standard